Bisiklet aşkı ile doğan Glover olma hikayesi!

14 Ekim, 2019

Türkiye’nin tek bisikletli Glover’ı ile tanışın!

Glovo ailesinin değerli üyelerinden Orhan İdacı ile tatlı bir sohbet gerçekleştirdik. Bisikletiyle mesafe tanımayan ve uzun süredir Glover olarak mesleğine devam eden Orhan Bey’in ilginç hikayesini bu röportajımızda bulabilirsiniz.

İsim: Orhan İdacı

Yaş: 55

Neden bisikleti seçtin?

Aslında benim bisikletle tanışıklığım oldukça geç başladı. Birkaç arkadaşımın kendi içlerinde kurduğu, düzenli olarak beraber turlara çıktıkları bir bisiklet kulübü vardı. Bir keresinde beni de davet ettiler. Kabul ettim tabi, eğlenceli bir aktivite olabileceğini düşündüm. Ancak o zamanlar bu maceranın hayatımda bir dönüm noktası olacağının farkında değildim. O zamandan beri her zaman bisikletimin üzerindeyim. Nereye gidersem gideyim bisikletim de benimle birlikte gelir. Uzun zamandır bir toplu taşıma aracı veya taksi kullanmadım. Hayatımın aşkını buldum diyebilirim.

Glovo ile nasıl tanıştın?

Uzun bir süre bir doğalgaz firmasında teknisyen olarak çalıştım. Bazı politik sebeplerden ötürü çalıştığım şirketin lisansı iptal edildi. Bir anda işsiz kaldım. Hayatımın o şanssız dönemi aynı zamanda bisikletle tanıştığım zamana denk geldi. Etrafta dolanıp iş arıyordum. Kendi kendime “Bisiklet üzerinde nasıl bir iş bulabilirim?” diye sorup duruyordum. Karşıma Glovo çıktı. Hemen başvurmak için bir e-mail yolladım. Ve sonunda Glover oldum. Bu benim için mükemmel bir fırsattı çünkü en çok sevdiğim şeyi kendime bulduğum mesleğe entegre edebilecektim.

Zamanının çoğunda neler yapıyorsun?

Normalde günde 10-12 saate kadar çalışıyorum. Bunun dışında bu mahallede birçok arkadaşım var. Bisiklet kulübünden arkadaşlarım da bu civarda yaşıyor. Bir öğretmen, bir fotoğrafçı ve bir teknisyen. Boş zamanlarımda fotoğrafçılık yapan arkadaşımın dükkanında olurum genelde. Bütün grup neredeyse her gün toplanır ve bisiklet dünyasındaki son gelişmeleri konuşup ilerde yapabileceğimiz gezileri planlarız.

Hobilerin neler?

Tabi ki en büyük hobim bisiklet. Aslında artık hobinin de ötesinde benim için, farklı bir ligde yani. Bisikletin dışında, çok iyi bilardo oynarım. Eskiden arkadaşlarımla düzenli olarak oynardık. Son zamanlarda şans bulamadım malesef. Fırsat buldukça kitap okumaya, sinemaya gitmeye çalışıyorum.

Gelecekteki hayalin nedir?

Heralde bu hayalin içinde bisikletin de yer aldığını söylesem sizi şaşırtmış olmam. Düzenli olarak bisikletli yolculuklara çıkmak istiyorum. Karadeniz ilk durağım olacak ve oradan Doğu Anadolu’ya kadar devam ederek bir Türkiye turu yapmak istiyorum. İnanıyorum ki bu yolculuk bana doğa hakkında çok şey öğretecek. Dahası, Türkiye’nin doğal güzelliklerini bisikletim üstünde keşfetme şansını bulacağım. Ancak en büyük hayalim bunların da ötesinde. Avrupa’nın her yerini bisikletim üzerinde dolaşmak istiyorum. Her sene yazın, biri İspanya diğeri Fransa olmak üzere iki büyük bisiklet turu düzenleniyor. Bisikletimi alıp bu turların düzenlendiği parkurları tamamlamak ve gerçek bir profesyonel gibi hissetmek istiyorum. Yarış esnasında hissettikleri heyecana ve parkurun zorluklarına ortak olmak hayalim. Avrupa turumu bitirdikten sonra Amerika’ya gitmek istiyorum. Aslında hayatımın son periyodunu geçirmek istediğim yer de aklımda. Küba’da olmak istiyorum. Tabi ki oraya da bisikletim üzerinde gitmek hayalim.

Glovo senin için ne anlam ifade ediyor?

Her şeyin başında, Glovo benim için “Özgürlük” demek çünkü Glovo bana bisikletimle birlikte çalışma imkanı ve iş saatlerimi seçebilme esnekliği veriyor. Bunun ötesinde, Glovo sayesinde sağlıklı ve sosyal bir hayat sürdürebiliyorum. Her gün pedal çevirerek vücudumu fit tutabiliyorum. Ayrıca bu mahallede bir nevi ünlü sayılırım. Herkes beni bisikletli amca olarak tanıyor. İnsanlar beni seviyor ve bu çok hoş bir duygu.